Yazı Detayı
10 Mayıs 2019 - Cuma 10:49
 
Hz.Ali ile Yahudinin mahkeme önünde adalet arayışı
Erdoğan AYDIN
erdoganaydin1@gmail.com
 
 

Bir ülkede en çok aranan mutlaka adalettir. Adaletin olmadığı yerde kargaşa çıkar. Adaletli olmayan yönetimlerde halk devletine güvenmez ve adaleti kendisi sağlamaya çalışır. Bu da terörü doğurur.

Adalet eşitlik değildir. Adalet hakkı teslim etmektir.

 

“Biz, kıyâmet günü için adâlet terâzileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahî olsa, onu (adâlet terâzisine) getiririz. Hesap gören olarak Biz (herkese) yeteriz.” (el-Enbiyâ, 47)

Unutmamalı ki, kullarına hak ve adâleti emreden Allah Teâlâ, dâimâ mazlumların yanındadır. Dünyâ âleminde hak, hukuk ve adâleti çiğneyerek yakayı kurtardığını zannedenler, bir gün “Hâkimlerin Hâkimi” Allah Teâlâ’nın huzûrunda boyun büküp hesap vereceklerdir.

Adalet konusunda bir örnek vererek konuyu daha iyi anlamaya çalışalım. Dördüncü halife Hz.Ali ile bir Yahudi arasında geçen mahkeme kararını ibretle okuyalım.

 

Hz. Ali, adaletin mutlaka yerini bulması için çok titiz davranırdı. Makam ve mevkileri ne olursa olsun, hukuk ve hâkim karşısında insanların eşit olduğunu bizzat kendi hayatıyla ispatladı. Müminlerin halifesi olduğu hâlde, bir Yahudi ile muhakeme edilmekten çekinmedi. Şöyle ki:

 


"Hz. Ali, Sıffîn Savaşı’na giderken yolda zırhını kaybetmişti. Harp bitip Kûfe’ye döndüğünde, zırhını bir Yahudi’nin elinde gördü. Yahudi’ye şöyle dedi:
'Bu benim zırhımdır. Onu ne birine sattım, ne de hediye ettim.' Yahudi:
'Bu benim zırhımdır ve benim elimdedir.' dedi.
"Hz. Ali, isteseydi zırhı ondan hemen alabilirdi. Fakat kesin olarak kendisi haklı da olsa, meselenin hâkim önünde halledilmesini teklif etti:"
'O hâlde hâkime gidelim.' dedi. Birlikte hâkime gittiler.


"Hâkim, adaletiyle tanınan Kadı Şureyh idi. Hz. Ali huzura girdiğinde, hâkimin yanı başına geçip oturdu ve bu hareketinin sebebi olarak da:"
'Hasmım Yahudi olmasaydı elbette onunla aynı yerde otururdum. Fakat ben Resûlullah’tan, "Allah’ın onları küçülttüğü yerde siz de onları küçültün!" buyurduğunu işittim.' dedi.

 

Kâdı Şureyh, Hz. Ali’ye:
'Ey müminlerin emîri! Aranızdaki mesele nedir?' dedi. Hz. Ali:
'Şu Yahudi’nin elindeki zırh benim zırhımdır. Ben onu ne birine sattım, ne de hediye ettim.'
Meseleyi anlayan kadı, Hz. Ali’ye:
'Bu iddianı ispat edecek delilin var mı?' diye sordu. Hz. Ali:
'Evet, var; hizmetçim Kanber ve oğlum Hasan, bu zırhın benim olduğuna iki şahittir.' Kadı Şureyh:
'Oğulun baba için şehadeti caiz değildir.' dedi. Hz. Ali:
'Cennet ehli birinin şehadeti nasıl kabul olmaz?! Ben Resûlullah’ın, "Hasan ve Hüseyin, cennet gençlerinin efendileridir." buyurduğunu işittim.' dedi.


"Neticede Şureyh, delil yetersizliğinden davayı Yahudi’nin lehine neticelendirdi. Bu büyük adalet karşısında Yahudi daha fazla dayanamadı ve şöyle demekten kendini alamadı:"
'Müminlerin emîri, beni hâkime götürdü, kendi tayin ettiği hâkim de kendi aleyhinde hüküm verdi. Ben şehadet ederim ki, bu din haktır. Ve yine ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed de onun Resûl’üdür. Bu zırh senindir. Devenden düşmüştü, ben de almıştım.”


"Hz. Ali, bu neticeye çok sevindi: 'Mademki Müslüman oldun, ben de zırhı sana hediye ediyorum.' dedi."

 

Müslümanlar önce her işinde adaletli olmalılar. işveren işçilerine adaletli ücret vermeli, baba ve anneler evlatlerına adaletli davranmalı, idareciler yönettiği halkına adaletli davranmalıdır.

Ülkenin gelirinin yüzde onunu mutlu azınlığa paylaşmak adalet değildir. İdareciler, işçisinden memuruna, emeklisinden çiftçisine kadar adaletli paylaşım yapmak zorundadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, üreticinin hakkını vermeyip ithal edilen her şeyin sebet açtığı sonuçlar yüzünden, şaşmaz mizan terazisinde boyun bükmemek için bu mübarek Ramazan ayında idarecilerimizin bir kez daha düşünmeye davet ediyoruz.

 

Biz Hz. Ömer'in devlet işinde devletin mumunu, kendi işinde de kendi parasıyla aldığı mumu kullandığını öğreten hocalarımızı özlüyoruz. Biz devletin işinde devletin telefonunu kullanıp, özel sohbet ve ailesini dahi ararken kendine fatura edilmiş telefonuyla görüşen vekillerin ve devlet başkanlarının olduğunda kurtuluşun olacağına inanıyoruz. Biz, mesai bitiminde makam aracıyla değil, kendi aracını kullanan idarecilerimiz olduğunda, hutbe esnasında sırtındaki yeleği nereden aldın diye soran müslümanlara hesap verebilen idareciler olduğunda kurtuluşa ereceğimizi biliyoruz.

Kalın sağlıcakla..

 

 
Etiketler: Hz.Ali, ile, Yahudinin, mahkeme, önünde, adalet, arayışı,
Yorumlar
Haber Yazılımı