Yazı Detayı
10 Ağustos 2020 - Pazartesi 20:00
 
TEBÜK GAZVESİ 4
İsmail ÖZDEMİR
 
 

Resûlullâh Tebük’te sabahleyin bir hurma ağacına dayanarak hutbe îrâd eylediler. Allâh’a hamd ü senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdular:

“İnsanların hayırlısı, atının veya devesinin sırtında, ya da iki ayağının üzerinde (piyâde olarak) ölünceye kadar Allâh yolunda cihâd eden (Allâh’ın dînini hidâyet bekleyenlere teblîğ eden)dir! İnsanların kötüsü de Allâh’ın Kitâbı’nı okuyup ondan hiç faydalanmayan fâsık ve cür’etkâr kimsedir.

İyi biliniz ki, sözlerin en doğrusu, Allâh’ın Kitâbı’dır! Yapışılacak en sağlam kulp, takvâdır! Dinlerin hayırlısı, Hazret-i İbrâhîm’in (a.s.) dîni (İslâm)dır! Sünnetlerin hayırlısı, Muhammed’in sünnetleridir! Sözlerin şereflisi, zikrullâhtır. Kıssaların güzeli, Kur’ân(da olanlar)dır. Amellerin hayırlısı, Allâh’ın yapılmasını istediği farzlardır. Amellerin kötüsü, bid’atlerdir. En güzel yol ve gidişât, Peygamber’in yolu ve gidişâtıdır.                      Ölümlerin şereflisi, şehîdliktir.

Körlüğün en kötüsü, doğru yolu bulduktan sonra ondan sapmaktır. Az olup yeten şey, çok olup meşgûl ederek Allâh’a tâatten alıkoyan şeyden hayırlıdır. Özür dilemenin kötüsü, ölüm gelip çattığı andakidir. Pişmanlığın kötüsü, kıyâmet günündekidir. İnsanların hayırsızı, Cumâ (namazı)na en son gelen ve Allâh’ı kötü bir dille anandır. Yanlışları en çok olan, dili çok yalan söyleyendir.

Zenginliğin hayırlısı, gönül zenginliğidir. Azıkların hayırlısı, takvâ azığıdır. Hikmetin başı, Allâh korkusudur. Hikmetsiz (söz ve) şiir, İblîs’in işlerindendir. Hamr (içki), günahların her çeşidini bir araya toplayandır. (Fâsık) kadınlar, şeytanın tuzaklarıdır. (Terbiye olmamış) gençlik, delilikten bir bölümdür. Ribâ (fâiz) kazançların en kötüsüdür. Yemenin en kötüsü, yetim malı yemektir. Mesûd kişi, kendinden başkasının hâlinden ibret alandır.

Her biriniz, dört arşın yere (kabre) varır. Amellerin muhâsebesi ise âhirete kalır. Amellerde esas olan netîceleridir. Düşüncelerin kötüsü, yalan-yanlış düşüncelerdir. Mü’mine sövmek, günahkârlıktır. Mü’mini öldürmek küfürdür. Mü’minin etini yemek (gıybetini yapmak) Allâh’ın buyruklarına karşı gelmektir.

Yalan yere Allâh üzerine yemin eden kişi, yalanlanır. Af taleb eden kişi, Allâh tarafından affolunur. Kim öfkesini yenerse, Allâh onu mükâfatlandırır. Uğradığı ziyâna katlanan kişiye, Allâh karşılığını verir. Allâh, zorluklara katlanan kimsenin ecrini kat kat artırır. Allâh’a isyân eden kişiyi, Allâh azâba dûçâr eder!

Ey Allâh’ım! Beni ve ümmetimi mağfiret eyle!Ey Allâh’ım! Beni ve ümmetimi mağfiret eyle!

Ey Allâh’ım! Beni ve ümmetimi mağfiret eyle!

Kendim ve sizin için, Allâh’tan mağfiret taleb ederim!”(Vâkıdî, Ahmed, İbn-i Kesîr, el-Bidâye, V, 13-14)

 

Allâh Resûlü’nün iştirâk ettiği son sefer olan Tebük, meşakkat dolu, zorlu bir seferdi. İslâm ordusu bin kilometre gitmiş ve dönmüştü. Medîne’ye yaklaşırlarken âdeta şekilleri değişmişti. Derileri kemiklerine ya­pışmış, saç-sakal birbirine girmişti. Hâl böyleyken Resûlullâh onlara:

“−Şimdi küçük cihâddan büyük cihâda dönüyoruz!” buyurdular. Ashâb hayretler içinde:

“–Yâ Resûlallâh! Hâlimiz meydanda! Bundan daha büyük cihâd var mı?” dedikle­rinde Hazret-i Peygamber:

“–Şimdi büyük cihâda (nefs cihâdına) dönüyoruz!” buyurdu­lar. (Süyûtî, II, 73)

İslâm devletini ve Düzenini  korumak, Adaleti tesis etmek, ekonomik bağımsızlığı korumak için, ganimet taksimi, Devletin yönetiminde görevlendirmeler.Bu ve bunun gibi konularda nefis terbiyesi gerekiyor.

 

Ordu hareket ettikten bir müddet sonra Hazret-i Ali, münâfıkların fitneleri dolayısıyla Allâh Resûlü’ne yetişerek savaşa katılmak için müsâade istedi:

“–Yâ Resûlallâh! Münâfıklar, benden hoşlanmadığınız için beni geride bıraktığınızı söylüyorlar! Bana da sefer için izin veriniz!” dedi.Allâh Resûlü de:

“–Yâ Ali! Onlar yalan söylemişler. Ben seni arkada bıraktıklarıma vekîl tâyin ettim. Derhâl geri dön; hem kendi âilene, hem de benim ev halkıma göz-kulak ol, onlar için be­nim vekîlim ol! Yâ Ali! Benim yanımda sen, (Tûr’a giderken) Mûsâ’ya nisbetle Hârûn mevkiinde bulunmaya râzı olmaz mısın? Bir farkla ki, benden sonra peygamber gelmeye­cektir.” buyurdu. (İbn-i Hişâm, IV, 174; Buhârî, Meğâzî, 78; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 31)

 
Etiketler: TEBÜK, GAZVESİ, 4,
Yorumlar
Haber Yazılımı